Marksist Leninist, Komünist Terörü Savunan Che Guevara Ve Benzerleri Gençliğimiz İçin Örnek Olamaz

Lenin, henüz 1906 yılında, yani Bolşevik Devrimi'nden 11 yıl önce, Proletari dergisinde şöyle yazıyordu:

“BİR MARKSİST, kendini SINIF MÜCADELESİNE DAYANDIRIR, TOPLUMSAL BARIŞA DEĞİL.... Böyle dönemde marksistler, İÇ SAVAŞTAN YANA YERLERİNİ ALMAK ZORUNDADIRLAR. İÇ SAVAŞIN HERHANGİ BİR AHLAKİ SUÇLAMASI, MARKSİST AÇIDAN KESİNKES BENİMSENEMEZ. BİZİM İLGİLENMEKTE OLDUĞUMUZ OLGU, SİLAHLI MÜCADELEDİR; bu mücadele, bireyler ve küçük gruplar tarafından yürütülmektedir.... Silahlı mücadele, birbirlerinden kesinkes olarak ayrılması gereken, farklı iki amaca yöneliktir; ÖNCE, BU MÜCADELE KİŞİLERE, LİDERLERE VE ORDU VE POLİSTEKİ GÖREVLİLERE SUİKAST YAPMAYI AMAÇLAR, İKİNCİ OLARAK, HEM HÜKÜMETE AİT, HEM DE ÖZEL KİŞİLERE AİT PARA KAYNAKLARINA ELKOYAR.”

Görüldüğü gibi Marksist Leninist ideolojinin temel mücadele prensibi terördür. Yani, sivilleri katletmek, iç savaş çıkarmak, eğlence yerlerini bombalamak, intihar saldırıları düzenlemek, soygunlar yapmak, masum insanları kaçırmak bu ideolojinin kanlı yöntemlerinden bazılarıdır. Dolayısıyla Marksit Leninist devrimi savunanların gerçekte kast ettikleri, terör ve anarşiyle kan dökerek ve korku salarak hakimiyet sağlamaktır. İşte günümüzde bazı çevreler tarafından adeta kahraman gibi gösterilen Che Guevara da böyle bir dehşetin savunucularındandır.

Che’yi kendilerince kahramanlaştıranların ve kendileriyle özdeştirenlerin unuttuğu bir önemli gerçek daha vardır: Che’nin savunduğu ideoloji ve sistem, 40 yıldır Türkiye’de on binlerce insanımızın hayatını kaybetmesine sebep olmuştur. PKK lideri Abdullah Öcalan da, PKK’yı Marksist Leninist ideolojiyle şekillendirmiş ve Leninizm’in temel düsturu olan terörü yöntem olarak benimsemiştir. PKK’nın kuruluş kongresinde yer alan ifadeler, Marksist Leninist ideolojiye olan sadakatlerini net olarak ortaya koyar: 

''MARKSİST-LENİNİST TEORİ ÇOK İYİ ÖZÜMSENMELİDİR. Önder kadrolar sık sık Marksizm`e müracaat etmeli, Marksizm'in uygulanmasını başlangıç şekli yapmak için bu öğretiyi gerçekten özümsemeliler.... MEVCUT İKTİDARI PARÇALAMADA BİR ARAÇ OLARAK, bir eylem kılavuzu olarak kullanarak üzerimize düşeni yapacağız.''

Fidel Castro ve Che Guevara ikilisinin Küba'da gerçekleştirdiği komünist devrim, genelde romantik bir atmosfer içinde sunulur ve sanki bir kahramanlık öyküsü gibi anlatılır. Oysa komünizm Küba'ya sadece sefalet ve korkunç işkenceler getirmiştir. “La Kabana Kasabı” lakabıyla adlandırılan Che Guevara ise amacının “insanı soğuk bir ölüm makinesine” dönüştürmek olduğunu anlatmaktan çekinmez. Bunun için Marksist – Stalinist vahşetin hangi yöntemlerle uygulanması gerektiğini tarif eder:

“Mücadelenin bir unsuru olarak nefret, düşmanın nefreti, bizi, insanın doğal sınırlarını aşan ve onun ötesine geçecek; İNSANI ETKİN, ŞİDDETLİ, SEÇİCİ VE SOĞUK BİR ÖLÜM MAKİNESİNE DÖNÜŞTÜRMEYE ZORLAYACAKTIR. Bizim askerlerimiz böyle olmak zorundadır; düşmandan nefret etmeyen bir halk vahşi bir düşmanı yenemez.”[i]

PKK’nın saçtığı dehşetin benzerini, Che Guevara komünist devrim sonrasında Küba’da gerçekleştirmiştir. Bu zalim katliamların halkı nasıl hedef aldığı kendi sözleriyle sabittir:

“Savaş, düşman onu nereye götürüyorsa oraya kadar götürülmelidir: ONUN EVİNE, EĞLENCE YERLERİNE; TOPYEKUN SAVAŞ. DÜŞMANA KIŞLALARININ DIŞINDA VE HATTA İÇİNDE BİLE RAHAT EDEBİLECEĞİ BİR AN, BARIŞÇIL BİR AN BİLE BIRAKILMAMALI; NEREDE BULUNUYORSA ONA SALDIRMALI, GEÇECEĞİ HER YERDE ONA KÖŞEYE SIKIŞTIRILMIŞ BİR HAYVAN DUYGUSU VERİLMELİDİR. O zaman, ONUN MORALİ BOZULMAYA BAŞLAYACAKTIR.”[ii]

Görüldüğü gibi Che Guevara eğlence yerlerindeki masum insanları dahi katletmeyi savunan üstelik bunu büyük bir soğukkanlılıkla anlatan inanca sahiptir. Hatta Che, kafataslarının parçalanışını görebilmek için sık sık katlettiği kişin kafasına kurşun sıkmış, çalışmak zorunda kaldığı zamanlarda infazları izleyebilmek için odasının bir duvarını yıktırmıştır. Öldürmekten nasıl acımasızca zevk aldığını ise şöyle anlatır:

“Problemi beyninin sağ tarafına dayadığım 32 kalibre bir tabancayla bitirdim… Kişisel eşyaları artık benimdi.”[iii] “Barut ve kanın keskin kokusunun zevkini aldığımda burun deliklerim genişliyor.” “İtiraf etmek isterim ki Baba, şu anda öldürmeyi gerçekten sevdiğimi keşfettim.”

Che, politik infazları uygularken her türlü kanunsuzluğu makul gördüğünü ise şu sözleriyle belirtir:

“Bir insanı ölüm mangasının önüne göndermek için hukuki kanıta gerek yoktur. Bu prosedürler modası geçmiş ve burjuvazi detaylardır.”

Tüm bu gerçekler bir kısım insanların Che hayranlığının ve Che’yi gençlere örnek bir modelmiş gibi göstermesinin ne kadar büyük bir yanlış olduğunu gözler önüne sermektedir.

Bu çarpık mantığın bir diğer sözde kahramanı da Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıdır. Hukukun verdiği kararlara saygı duymakla birlikte, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmesinin doğru bir uygulama olmadığını ifade etmek gerekir. İdam, bir insanın elinden ıslah olma, düzelme imkanını tamamen almaktır ve tasvip edilecek bir ceza değildir.

Ancak bu, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının silahlı mücadele ve kanlı bir devrimle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve vatandaşlarını hedef aldığı gerçeğini değiştirmez. Deniz Gezmiş kendi ifadesiyle profesyonel bir komünist devrimcidir. İstanbul Üniversitesi’ni işgal etmesi ve karşıt görüşlü öğrencilerle silahlı çatışmalara girmesiyle adını duyurmuştur. Hakkında tutuklama kararı verilmesi nedeniyle 1969 yılında Filistin’e kaçmış ve orada Marksist – Leninist örgütlerden bomba atma, silah kullanma, adam kaçırma, banka soyma gibi terör eylemleri üzerine eğitim almıştır. Daha sonra Deniz Gezmiş, 20 kişilik bir grup ile Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı silahlı mücadele için Nurhak'ta kamp kurmuş ve gençlere gerilla eğitimi vermiştir.

Dolayısyla Öcalan’ın “komünizmin en güçlüsünü PKK’da gerçekleştirmek hedefiyle” on binlerin kanını akıtması, Che Guevara’nın kanlı komünist devrimi veya Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının silahlı eylemleri arasında özünde bir fark yoktur. CHE GUEVARA GİBİ KANLI BİR DİKTATÖRÜ YOLDAŞI İLAN EDEREK ÖVENLER, GENÇLERİMİZİ “BİNLERCE İNSANI SADİST YÖNTEMLERLE KATLETMİŞ BİR KATİLİN YOLUNU İZLEMEYE” DAVET EDENLER, DENİZ GEZMİŞ BENZERİ KANLI DEVRİMCİLERİN ŞİDDETİ SAVUNAN İDEOLOJİLERİNİ MEŞRUYMUŞ GİBİ ANLATANLAR SEBEP OLDUKLARI TAHRİBATI GÖRMELİDİRLER.

Bu telkinler gençlerimizi kardeşlik, birlik, beraberlik, sevgi, şefkat, merhamet gibi güzel davranışlardan uzaklaştırılıp, şiddeti ve terörü yöntem olarak benimseyen karanlık örgütlerin tuzağına düşürmektedir. Devletimiz bu tehlikeye karşı çok hızlı davranmalı ve fikre fikirle cevap verecek komünist ideolojinin temel dayanak noktalarını ilmen bir bir ortadan kaldıracak bir sistem geliştirmelidir.

 

 

 

 

 

 

[i] Ernesto Che Guevara, “... İki, Üç Daha Fazla Vietnam” [Tricontinental'e Mesaj], http://kutuphane.halkcephesi.net/Che%20Guevara/chetricont.html

[ii] Barikat, 58. Sayı, Mart 2008, http://www.barikat-lar.de/barikat/58/seminernotlari5.htm

[iii] Sosyalist Katil Che Guevara’dan 10 Dehşet Verici Alıntı, Hür Fikirler, 29 Ağustos 2016, http://www.hurfikirler.com/sosyalist-katil-che-guevaradan-10-dehset-verici-alinti/

2017-04-01 00:25:55

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top